Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İnal
Diaspora'ya 5. Mektup - Reyhaniyeli Çerkesler: Başa Bela…
03 Mart 2011 Perşembe Saat 21:45

Son dönemlerde Çerkes halkını kurtarma iddiasında olan kişi ve gruplar o kadar çoğaldı ki hangisine el uzatacağımızı şaşırdık. Bu gelişmeler bir yönüyle elbette güzel ve sevindirici olaylar, ama her grup bir kolumuzu tutup kendi yönlerine çekerse parçalanmamızda kaçınılmaz olacak. Peki bu kadar kişi, grup ve oluşum Çerkes halkı nasıl kurtulur diye kafa yorarken, ben seyirci pozisyonunda mı kalacaktım. Asla..!!                    

Tez elden öncelikle diasporadaki Çerkes halkının başındaki belalardan kurtarılması için, bir reçete yazmalıydım. Gerçi uzun suredir kafamın içinde bir kurtuluş planı vardı ama bunu uluorta söyleyemiyordum. ( Ayıp değil ya korkuyordum..:) ) Ne zamanki Reyhaniye derneğinin kamuoyuna yaptıkları açıklamayı gördüm, işte o zaman bütün cesaretimi toplayıp Çerkesleri en büyük beladan kurtaracak son asrın en müthiş en güzel ve de en zevkli kurtuluş formülünü açıklamaya karar verdim.

Bu arada peşinen söyleyeyim; bu yazı yayınlandığı gün, ben Maykop’un 12.000 km uzağında, taa Sibirya’nın ötelerinde hemde bir buz kıran gemisinde olacağım. Rusya’da ikinci bir gemi olmadığı içinde kimse peşime düşmesin, kimsede telefon vs. ile aramasın. Neyime gerek asrın formülünü açıkladıktan sonra operasyon tamamlanıncaya kadar bir müddet gözden uzak kalmakta fayda var..  Sanırım şimdi kurtuluş formülünü açıklama zamanı geldi.

Bundan 33 yıl önce Reyhaniye’de derneğin yaptığı bir sayımda yeni doğan bebekler dahil olmak üzere, büyük şehirlerde okuyan, Avrupa’da çalışan, tüm Reyhaniye Çerkeslerinin sayısı 1050 kişi kadardı. Bugüne gelirsek bu sayının arttığını sanmıyorum. ( Mübarekler vatan millet kurtarmaktan, toplumun başına bela açmaktan zaman ayırıp çocuk yapmıyorlar ki..) 

Her neyse biz esas meseleye gelirsek; Dünya Çerkeslerinin de kurtuluşu için yediden yetmişe 1050 kişi civarında olan bu Reyhaniye Çerkeslerini yetmiş yılda geri dönemeyecekleri uzaklıkta bir yere yollamak gerekiyor. Fertler olarak rahat durmayıp; milletin rahatını, huzurunu, barışını bozan bu Reyhaniyeliler şimdide Dernek olarak; Yok mitinge gideceğiz, Yok derneğin adını değiştireceğiz diye isyan bayrağını çekiyorlar. Bu nedenle bu operasyonu bir an önce yapmak gerekiyor.

Operasyon formülü gayet açık. Yani reçetemiz doktor yazısı değil herkes okuyabilir ve anlayabilir. Çerkeslerin kurtuluşu Reyhaniye Çerkeslerinden kurtulmaktan geçiyor. Güzel bir formül değil mi? Bu arada ellerini ovuşturup bu operasyona katılmaya hazırlanan arkadaşlara bu işin nasıl olacağını da müjdeleyeyim. Bugünlerde  Türkiye devleti zorda kalan vatandaşlarını geri getirmek için hergün Libya’ya uçaklar gönderiyor. Bu uçaklar Libya’ya boş gidiyor, dolu dönüyor. Hemde devletin parası ile. Yani uçaklar bedava. Ve operasyonun son bölümü; İşte Libya’ya boş giden 5-6 uçağa Reyhaniye Çerkeslerinin tümünü bindirip, Libya çölünde yaşayan Çerkeslerin yanına gönderdik mi vatanda kurtulur millette. Acaba oradan geri dönerler mi diye endişeye kapılanlar varsa, ( hoş bende korkuyorum ama belli etmiyorum J..) hiç korkmasınlar o kuş uçmaz, araba gitmez, ( kervanda geçmez..)  Çerkes bölgesi; MISRATA şehrine bağlı yarı hapishane gibi bir yer. Hem neden dönsünler ki? orada da kurtarılacak Çerkesler var değil mi?

Bana kalsa rahat rahat oturmalarını tavsiye ederim. Amma illaki biz birilerini kurtaracağız diye baş kaldırırlarsa o zaman başlarına gelecek şeyin ne olduğunu söyleyeyim de günah benden gitsin.

Bir zamanlar Libya’da yaşayan Çerkeslerden bir subay birilerini kurtarmaya kalkışınca, bizzat Kaddafi’nin elindeki silahla hayatını kaybetmişti..

***

Türkiye’nin başına kabus gibi çöken 12 Eylül darbesinin ertesi günü Reyhanlı’nın Yenişehir mahallesindeki dernek binasına gelen polisler öğle vakti dernek kapısını mühürleyip gitmişlerdi. Ama aynı gün, akşam olmadan o mühürler koparılıp atılmıştı. O gün o mühürleri söküp atan çocuklar bugün Reyhanlı derneğinin yöneticileri. Aldıkları karara ( İSİM DEĞİŞİKLİĞİ VE MİTİNGE KATILMA..) saygı duyuyor ve kutluyorum. Umuyorum ki yapılacak ilk yönetim kurulu toplantısında da; “ ANAVATANDA BİR EVİMİZ OLSUN “ kararı çıkacaktır. İşte o zaman ilk işim Reyhanlı’ya gelmek olacak.  Halepli’nin Humusu, Harbiye’nin mezeleri, gölde rakı… Özlediğim çok şey var… TABİKİ SİZLERİDE…!!

 

İnal ÇATAO / MAYKOP – 03.03.2011

NOT: Reyhanlı Çerkeslerine ödüllü bir soru:  12 Eylül darbesi öncesinin cavcavlı günlerinde Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Reyhanlı’da ve Yenişehir mahallesinde de bin bir çeşit sloganlar söyleniyor ve yazılıyordu. İşte o günlerde derneğin aldığı bir karar vardı. Bundan böyle ısmarlama değil bize ait tek bir slogan söylenecek, gerekirse yazılacaktı. Yönetim gerekirse yazılacak demişti ama; ertesi sabah mahallenin ana caddesindeki en büyük ve en beyaz duvarına  ( Şovki’nin dükkanının yanı..) bir slogan yazılmıştı. Ancak camiye giden yaşlılar bu sloganı Çerkesce yazıldığı için okuyamamışlardı. Bilindiği gibi yaşlılar böyle şeylerden hazetmezler, birazda ürkerler. Ancak, çocuklar tarafından slogan tercüme edilince, tüm o yaşlılar birden; ( duvarın sahibi de dahil olmak üzere..) “.. Haa öylemi çok güzel..”  demişlerdi. Peki bu slogan neydi? Hatırlayanınız var mı ?


Bu yazı toplam 4141 defa okundu.





Orhan Hapa

BÖYLE BELALARA İHTİYAÇ VAR. ALLAH HEPSİNDEN RAZI OLSUN

04 Mart 2011 Cuma Saat 22:52
Dogan Pihava

Kalemine sağlık çatao amcam.Libya yada gideriz. Önce insiyatifimizi 12 mart ta ankarada kulanacağız hak yürüyüşümüz oradadır. Hiçbir kurumumuz da pasif durmasın. Sloganımız ise hiç değişmedi. ОРАПСЭУ АДЫГЪЭХЭР...

04 Mart 2011 Cuma Saat 09:06
Şhalaxho

Bu reyhaniye hakikaten özel incelenmesi gereken bir yer.Öyle kahkesi kömbesi habbilili kahvesi için felan demiyorum.Humus yada haytalıda konumuz dışıdır.
Değerli İnal ağabeyi dolaylı kapsıyan bir olayı yazmak istiyorum.Yıllar önceydi reyhanlılı gençlerle tanışıklığımızın bir araya gelmelerimizin zirve yaptığı bir dönemde İnal beyin yeğenlerinin misafiri olmuştum.Misafirlikte istanbulda gerçekleşiyor reyhaniyede değil.Bir hafta süren misafirlikte reyhanlılı olmanın fenomen sayılacak örneklerinide istanbuldda yaşattı değerli arkadaşlarımız.Neyse dönüş vakti geldi ayrılalım dediğimde biz seni adapzarına götürürüz dediler ık mık dediksede olmadı.Dönüş öncesi bir işyerine uğrayalım dediler nihayetinde uğradık.O ara iş yerinde büyük kağıt koliler özenle sarmalanmış duruyordu bu ne dedim.Bunlar inal abinin yazdığı ATLILAR romanı dediler.Hım okudum dedim.Ben unuttum gitti.Vakit geçti adapazarına döndüm beni adeta paket teslimi adrese getirdi reyhanlı gençleri.İyide bir sorunumuz var.Benden sonra arabadan 400 adet atlılar romanını içeren koliler indirildi.Yapmayın dedimsede nafile.
Ne yaparsın bu kadar kitabı başladık hediye diye dağıtmaya abartmıyorum fransadan avustralyaya kadar o kitaplar ulaştı.yaz mevsimi köy genç kaynıyor başladık dağıtmaya yurt dışından almanyada dahil her yerden insanımız kitapları sevinçle kabul etti.
Gençler kitabı daha önce bitirme yarışına girdi.Bir kaç sahife az okuyan diğerlerinin romanı anlatmasına katlanmak zorundaydı.sayın jade wumar
o günleri benden daha iyi hatırlayacaktır.
son bir kitap ayırmıştım onuda avustralyada mukim rahmetli ergun hocamız eve kadar gelince vermek zorunda kalmıştım.
o gün bu gün reyhanlılarla biraz ince hesaplayarak konuşmaya çalışırım.
İnal bey sorduğu soruyu bende duydum canlı şahidi değilim.yanıtı yazmıyayım.reyhaniyede 12 eylül öncesi yapılan kurşunlamaların izlerinide gördüm.Ozamanki derneğin faaliyetlerinide defalarca dinledim.
İnal bey değerli ağabey diaspora çerkeslik mücadelesinin gizli ajandalarından biri sayılabilir.
Surçi lisan ettikse affola...

03 Mart 2011 Perşembe Saat 23:30
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net