Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapi Cevdet Yıldız
Rusya'daki yeni federal bölge ve Türkiye'deki darbe "oyunları'
27 Ocak 2010 Çarşamba Saat 01:00

Yeni bölge(Okrug)

19 Ocak 2010 günü, sürpriz bir kararla,‘Güney Rusya’da bulunan ‘Güney Federal Bölgesi’ (GFB;okrug) adlı idari bölgenin 13 regionundan  7’si çıkarıldı ve yeni kurulan  ‘Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ (KKFB;okrug) içine alındı. Bu 7 region Stavropol kray ile Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar, Kuzey Osetya, İnguşetya, Çeçenya ve Dağıstan cumhuriyetleridir.
GFB, yüzölçümü yönünden Rusya’daki 7 federal bölge (okrug) içinde en küçük olanı idi, şimdi en küçük olanı  KKFB.

Yeni federal bölgenin yüzölçümü 172,360 km.kare,nüfusu 9,1 milyon, başkenti de Pyatigorsk (Psıfabe;141 bin) kentidir. Bölgede, genel resmi dil olan Rusça dışında, ayrıca 18 yöresel resmi dil de vardır-Kabardey, Karaçay, Abaza ve Nogay, Oset, İnguş, Çeçen, Avar, Dargi, Lezgi, Lak, Tabasaran, Agul, Rutul, Tsahur, Kumuk, Azeri ve Tati.
 
Bir coğrafi birliktelik oluşturan Adıgey ile  Krasnodar kray ise, ‘Güney Federal Bölgesi’ içinde kaldı. GFB’nin yüzölçümü 416,840 km.kare, nüfusu 13,8  milyon, merkezi de Rostov na Donu (1 milyon) kentidir. Bölgede Rusça dışında iki yöresel resmi dil daha vardır –Kalmıkya’da Kalmıkça, Adıgey’de de Adıgece.
 
1920 öncesinde şimdiki Karaçay-Çerkesya yöresi Kuban oblastı (ili) içindeydi, yörenin üç büyük etnik topluluğundan olan Kazaklar Kuban Kazak’ıdır, yani bu Kazakların gövdesi, Terek Kazaklarının yaşadığı Stavropol krayda değil Krasnodar kraydadır.
 
1921 yılı başında, Kuban-Karadeniz oblastından  çıkarılan Karaçaylar, ‘Karaçay okrugu’ adı altında ve kısa bir süreliğine (20 Ocak 1921-12 Ocak 1922) Terek Oblastı yerinde kurulmuş olan ‘Dağlı Özerk Sovyet Cumhuriyeti’ içine alınmışlardı, ancak Kazaklar ile şimdiki Çerkesler ise Kuban oblastı sınırları içinde kalmışlardı. Daha sonra, 12 Ocak 1922de, Kuban Kazakları ile Çerkesleri de içine alan ‘Karaçay-Çerkes Özerk Oblastı’ kuruldu, oblast daha  sonra Stavropol kray’a bağlanmıştı.
 
Tabii Sovyetler döneminde kararları parti  ve üst yönetim alırdı,karşıdevrimci olarak damgalanan Kazaklar’ı sayan yoktu. Karaçaylar ise 19.yüzyılda Çarlık rejimi ile iyi ilişkiler kurabilmiş ender topluluklardan biri idiler. İyi ilişkiler, Stalin’in Nazi işbirlikçisi suçlamasıyla 1943’te Karaçayları Kazakistan’a sürdürmesine değin ‘sürecekti’.
 
 Bugün RF üst yönetimi 6 yöreyi, çok uluslu Dağıstan ile bir araya getirerek, 7 yöreli yeni bir federal yönetim oluşturmuş oldu.
 
Şubat 1917’de Çarlık’ın devrilmesi üzerine Terek ve Dağıstan oblastlarının birleştirilmesiyle merkezi Vladikavkaz olan Terek-Dağıstan yerel hükümeti (kısa adı-Dağlı hükümeti) kurulmuştu,aynı yerde 1920’de ‘Kuzey Kafkasya Sovyet Cumhuriyeti’ ilan edilmiş, cumhuriyet 20 Ocak 1921’de ‘Dağlı’ ve ‘Dağıstan’ adlı iki özerk Sovyet cumhuriyetine ayrılmıştı
(1). 
Şimdi 1920’deki gibi, yeniden bir birleştirme sözkonusu.
 
Yeni federal bölgenin işlevi ne olabilir?
 
Yeni bölgede  nüfusun % 30,1’i ya da 2 milyon 743 bini Rus,1 milyon 485,2 bini Çeçen, 785,3 bini de Avar’dır (2).

Nüfusun yaklaşık üçte ikisi (% 62) Müslüman, üçte birden biraz fazlası (% 36) da Ortodoks Hıristiyandır.

Bölgenin 6 cumhuriyetinde ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanır. Sanayi Stavropol krayda  -o da bir ölçüde- sözkonusudur. Yeraltı kaynaklarını değerlendirmek için yeterli iç sermaye yoktur, dış yatırımcı bulmak gerekiyor.

Etnik cumhuriyetlerde sorunlar daha fazla.Buraları daha Sovyetler döneminde bile ihmal edilmiş yörelerdi ve ekonomileri merkezin desteğine bağlı. Örneğin Çeçenya bütçesinin % 95’i, Kuzey Osetya bütçesinin de % 60’ı Federal bütçeden/Moskova’dan karşılanıyor. Yoksulluk diz boyu, buna koşut olarak  politikleşmiş dini akımlar, özellikle iki cumhuriyette-Çeçenya ve Dağıstan’da güçlü.

Bu akımlar 19.yüzyılda Çerkesya’ya da ihraç edilmiş, Adıgelerin başına bela açmış, yok edilmeleri sonucunu getirmişti. Naib Muhammed Emin örneği hala hafızalarda tazeliğini koruyor.

Ramzan Kadirov yönetimindeki Çeçenya, adeta bir dini devlet görünümünde, içki yok, kumar yok, açık saçık dolaşan kadınlar da yok,gelenekleri diri ama ekonomi batık. Kafkasya’nın en gösterişli camisi Çeçen başkentinde. Şafii Müslüman bir yöre olan İnguşetya’da da işsizlik diz boyu (% 55 işsiz olduğu söyleniyor), patlamaya aday bir yöre.

Daha batıdaki üç cumhuriyette –Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar ve Kuzey Ostya’da – toprak sorunu ya da  etnik sürtüşmeler var. Çoğunluğu Rus Ortodoks kilisesine bağlı olan Osetler, İnguşetya ile toprak sorunu, Güney Osetya nedeniyle de mülteci  sorunu yaşıyorlar. Karaçayların Çerkeslerle, Balkarların da Kabardeylerle sorunları ve sürtüşmeleri  var.

Son söz olarak KKFB ekonomik yönden batık, politik ve sosyal yönden de sorunlu bir bölge. İçin için kaynayan, hala ve yer yer Ortaçağ koşullarını yaşayan yoksul Dağıstan’ı sözkonusu bile etmiyoruz. Orada milyonlarca insan bir lokma ekmek uğruna koşuşturup durmakta.

Birer gerçekçi lider olan Medvedev ile Putin’in bütün bu gerçekleri gördükleri ve sorunu bir paket halinde ele almaya karar verdileri anlaşılıyor.

Adıgey ne olacak?

Sivil toplum örgütleri olan Adıge Xase’ler, yeni federal bölgenin Adıgeleri böldüğünü, Adıgey’in de yeni bölgeye alınması gerektiğini söylüyorlar. Bölünme yeni değil, eskiden de vardı.

Yeni yöreyi oluştururken RF üst yönetimi çok şeyi  dikkate almış ve hesaplamış görünüyor. Krasnodar krayı ve Adıgey’i  yeni bölgeye katmak isabetli olur muydu? En başta, katılma durumunda, sorunlar Krasnodar kraya ve Adıgey’e de taşınmış  olurdu. Ancak kültürel bakımdan batıya bağlı olan  Karaçay-Çerkesya, GFB içinde bırakılabilirdi ama coğrafi durumu ve iç sorunları dikkate alınmış olmalı. Kültürel açıdan Kazaklar ve Çerkesler Krasnodar kray ile ilişkililer.

RF yönetimi, gelişmekte olan üç kentsel yöre –yani ‘Rostov-na-Donu’ ve ‘Krasnodar’- ile Soçi/Ş’açe’yi birbirine bağlamak istiyor. Bu takdirde Ş’açe ekonomi ve nüfus yönünden canlı tutulabilecek, körelmeyecek. Plana göre Ş’açe, bu iki yörenin, Moskovalı zenginlerin ve dış ülkelerden gelecek sporcuların  tatil yaptığı ve para bıraktığı bir kaplıca, dağcılık, rafting ve kış sporları yöresi, merkezi olacak. Adıgey’siz bir Ş’açe ise uzvu eksik bir bedene, bir tür  ‘nesnas’a dönüşebilir (3).

Ancak yörenin yerli Adıge/Şapsığ topluluğunu kimsenin iplediği bile yok. Ayrıca ‘Düşenin dostu olmaz’ dememişler boşuna.

Ş’açe 2014 Kış Olimpiyatları ekonomik, yöreyi canlandırmak amacıyla düzenleniyor. Düşünülmemiş olmalı, ama işin içine Adıge sorunu da girmiş bulunuyor. Ş’açe çalınmış bir Adıge toprağı. Rus yöneticiler Krasnodar Kray ya da eski ‘Çerkesya’ topraklarını soykırım ve  deportasyon  (yerli nüfusu ülke dışına sürme) yoluyla 1864’te ele geçirmiş olduklarını biliyorlar, ama bunu saklamaya çalışıyorlar, hiç de ahlaki değil. Çirkin bir politikadır bu ve asla da kabul edilemez. Pek az Adıge (80 bin ya da bugünkü Çerkeslerle birlikte 100 bin), o zamanki Kuban oblastına sürülerek yerleştirilmiş ve deportasyon dışı  tutulmuştu. Bu Adıgelerin de çoğu, daha sonra Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakılmışlardı.

Şimdiki Adıgey, Karadeniz kıyısı Şapşığya, dahası Karaçay-Çerkesya Adıgeleri, 1864 soykırımı ve sürgünü olayının ve sonrasının kalıntılarıdırlar.

Bazı Rusların kafasında Adıgey’in feshi projesi de var, bu da, yeni yeni dirilmeye başlayan diasporada  şoka ve istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Peki Adıgey, yeni federal bölgeye katılabilir miydi? Biz bunu olanaklı görmüyoruz. Adıgey ile Soçi coğrafi ve turizm ekonomisi yönünden ayrılmaz bir bütünlük oluşturuyor. Bu bütünlüğün bozulması da doğru olmaz. Gelişen Krasnodar kray ve Soçi dururken, böyle bir fırsat da yakalanmışken, milliyetçi duygularla, Adıgey Adıgelerinin kendileri, çokuluslu ve çok sorunlu bu yeni federal bölgeye katılmayı ve o yapı içinde etkisiz konuma düşmeyi isterler miydi? Bilemiyorum. Adıgelerin ilişkileri Pyatigorsk ile değil Krasnodar krayı ve kenti iledir…

Belki de, ileride Çerkesler, Karaçay-Çerkesya’dan ayrılıp GFB’ye katılmayı isteyebilirler.

Bu arada Adıgey ile Karaçay-Çerkesya arasına bir kama gibi sokulmuş olan ve bu iki kardeş yöreyi ayıran Krasnodar krayın Mostovski rayonunun Adıgey’e eklenmesi ve Adıge izolasyonunun sona erdirilmesi de düşünülebilir. Böyle bir şey olursa, bu, beraberinde bir rahatlama da getirebilir. Ancak Krsanodar krayın katılmadığı bir yapılanma içine barışçı Adıgey’in alınması gerçekçi olmaz, yıkım getirebilir, ayrıca olmayan başka sorunları da  bünyeye taşıma işlevi görebilir.

Her şeyin ötesinde cumhuriyetler varlıklarını yine koruyacaklardır. En önemlisi de budur.

Ruslara düşen asıl görev yeni federal bölge ekonomisini canlandırmak,kalıcı barışı tesis etmek, yerel halklara insanca yaklaşmak, yerel halklar ve dilleri üzerindeki anlamsız politik kısıtlamaları bütünüyle kaldırmak olabilir.
Ciddi yöneticiler olan Medvedev ve Putin, bu gibi işlerin altından kalkacak yetenekte kişilerdir ve gerekli kadrolara da sahiptirler.
 
Türkiye’deki ‘Demokratik Açılım’ sorunu

Türkiye’de bir türlü sivil demokrasi oturtulamıyor. Türkiye gericisi ve faşisti en bol olan Avrupa ülkesi.Gericilik devlet bürokrasisine de bulaşmış durumda.

Son örnek, terör ve darbe işlerine bulaşmış asker kişilerin sivil mahkemelerde de yargılanabilmelerini öngören yasa, gerici/Türkçü CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru  üzerine iptal edildi, bu bize Adıgey’in ve Karaçay-Çerkesya’nın Rusça dışındaki dillerini, Rusluk adına bastırmak isteyen Rus savcılarını ve yerel ‘yüksek mahkemeleri’ni anımsatıyor. Anayasa Mahkemesi raportörü ‘yasa Anayasa’ya aykırı’ değil dedi, ama boşuna, ‘imam’ bildiğini okudu. Daha önce, teröre bulaştığı kanıtlanmadan, her ne demekse, ‘bölücü’ denilerek, bir süre önce DTP (4) de kapatılmıştı.

Bu da Anayasa Mahkemesi’nin uluslar arası demokratik normların çok uzağına düştüğünü ve ülkedeki demokratik gelişimi tıkamaya çalıştığını gösteriyor. Bu bakımdan ivedi olarak yeni  yasal düzenleme ve değişiklikler yapılması gerekiyor.

Askeri yargıya da itirazlar var. Örneğin Şemdinli’de bombalama ve cinayet  faili sayılan asker kişiler sivil mahkemede ömürboyu ağırlaştırılmış hapse çarptırılıyor, askeri mahkemede ise, bu kişiler ilk cesede salınıyorlar. Bu nasıl iştir?..Bu nasıl çift başlı yargı bu böyle?..

Ak Parti ürkek ve güven vermeyen davranışlar içinde bocaladı durdu, türban dedi, bir demokratikleşme paketi içinde çözülebilecek böylesine tali sorunları gündeme taşıdı ve bir çuval inciri berbat etti. Ak Parti Türkiye’nin itici gücü olan ilerici aydın kesimin güvenini de zedeledi.

Ak Parti iktidarı onca uyarıya karşın Anayasa değişikliğini ve yargı reformunu savsakladı durdu. Sonuç ortada. Şimdi Ak Parti de hedefte, konjonktür elverdiğinde savcı duraksamayacak, partinin kapatılması için dava açacaktır. Yani DTP’den sonra sıra Ak Parti’ye gelecektir. Bir yapan gerisini getirmekte duraksamayacaktır. Bu biline.

Bir darbeci ve Türkçü Paşa

Şu acayip şeye de bakın, Taraf gazetesinde yayınlanan belgelere göre,cami bombalamayı, uçak düşürmeyi ve 200 bin kişiyi tutuklatmayı planladığı söylenen kişi bir ‘Adıge’, bir ‘Abzah’. Balıkesir Susurluk ilçesinin Aziziye köyünden. Kraldan çok kralcı olan bu paşamız 1920’ler ekonomisini dikte etmeyi, ezanı Türkçe okutmayı esas almış bir ulusalcı/Türkçü,gerici kişi. Bu paşamız Org.Çetin Doğan.Paşa ‘ulusal ekonomiyi’ ve KİT’leri yeniden canlandıracakmış. Ulusal ekonomi dediği 19.yüzyılın izole pazar anlayışı.

Küresel ekonomi ortamında, dışa kapanmış bir ulusal ekonomi olabilir mi? 19.yüzyılda olabilirdi, 20.yüzyılda bunu Stalin ve  Brejnev savunmuştu, sonuç ortada, ilk emekçi devlet olan Sovyetleri batırdılar.

Basit bir örnek verirsek, Brejnev ‘Lubitel’ marka bir fotoğraf makinesini ‘Sosyalist dünya’ için yeterli bulmuş ve milyonlarca adet ürettirmişti. Bu ‘müthiş buluş’ kutlanmıştı da. Makine 12 film çekebiliyor, ancak ayar da gerektiriyordu, olsun o kadar kusur kadı kızında da vardı. Derken Japonlar otomatik mesafe ve ışık ayarı yapan ve 36 film çeken, daha küçük ve daha şık bir makinayı, daha ucuz bir fiyatla piyasaya sürdüler. 12’lik ve 36’lık makara ve banyo fiyatları aynıydı. Bundan sonrası için Lubitel’in yeri çöplük oldu.

Eski Birinci Ordu Komutanı Org.Çetin Doğan’ın ekonomik anlayışı da o düzeyde olmalı. Paşamız Türkçü, dahası ‘Atatürkçü’ ya. Köylüleri Paşa’nın köyle ilişkisini, İstanbul’dan İzmir’e giderken, bir kez helikopterini köye indirmek, kahve önünde bir kahve içimlik Türkçe sohbetle sınırlı kaldığını söylüyorlar.

Gerçeğe dönersek, bugün uluslar arası piyasada rekabet gücü olmayan bir üretim yaşayamaz, ekonomik sınırlar  kalkmış durumda, kalmış olan sınırlar da tasfiye süreci içinde. ‘Atatürkçü’  paşamız ise, Osmanlılar dönemi ya da 1920’ler yaşanıyor sanıyor olmalı. Bu kafayla dağ gibi birikmiş ve çeşitlenmiş olan ülke sorunları çözülebilir mi? Yazık, Trabzon doğumlu da olsa, bu kişi Aziziye köyü kökenli bir hemşehrimiz. Bu da ayrıca bizi üzüyor. Ne hallere düşmüşüz de haberimiz yokmuş…

Ak Parti’ye düşen görev, derhal bir Anayasa değişikliği ve yeni yasal düzenlemeler yapmak, askeri vesayet rejimine son vermek olabilir. Gericiliği püskürtmek de böyle gerçekleştirilebilir. Ekonomik kriz giderek daha fazla hissedilmeye başlandı, bu da Ak Parti’nin sonu anlamına gelir. Dürüst ve demokratikleşme yönünde adım atacak bir iktidar, yeniden güç kazanacaktır. Bu bakımdan hükümetin demokratik düzenlemeleri canlandırması, aydın kesimi yanına çekmesi, dengeyi lehe çevirmesi ve önceliği yeniden ele alması yerinde olacaktır. Aksi takdirde Ak Parti seçim hezimeti yaşayabilir, ülke vesayet rejimine ve koalisyon hükümetlerine teslim edilebilir.

Buda acı ve çile doldurma demek olur.
 
Bilgi notu:(1)-Daha çok bilgi için Bkz.Hapi Cevdet Yıldız, ‘Kafkasya’da Ne oluyor?’, internet.
(2)-Yeni bölgede, Kabardeyler-516,6 bin, Dargiler-498,6 bin, İnguş-483,1 bin, Kumuk-401 bin, Lezgi-359,5 bin, Ermeni-260 bin, Karaçay-187,5 bin, Lak-149,9 bin, Tabasaran 117,7 bin, Balkar-106,7 bin, Azeri-105,4 bin. Ayrıca Nogay, Çerkes, Abaza, Agul, Rutul, Tsahur ve Tati gibi resmi dil sahibi daha küçük topluluklar da vardır.
(3)- ‘Nesnas’-1.yarısı insan, tek elli ve tek ayaklı olup sıçrayarak yürüyen efsanevi bir hayvan. 2.goril,şempanze,orangutan gibi büyük maymun cinslerinin adı. -Ferit Develioğlu, ‘Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik LUGAT’.
(4)-DTP-Demokratik Toplum Partisi.


Bu yazı toplam 5020 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net