Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kalekute Enver Sağlam
Taşlar Bağlanıp Köpekler Serbest Bırakılırsa
29 Haziran 2010 Salı Saat 19:21

Bilenler biliyor, bilmeyenlere de bu satırlar ile duyurmuş olalım ki bu satırların yazarı şu an bir aylık bir bebe…Doğum günümüz 30 Mayıs 2010 oldu anlayacağınız.  Söz konusu tarihte bir domuz kurşununa hedef olduk kısacası. Şerefsizin birisi beni ve eşimi bitirecekti neredeyse. Verilmiş sadakamız, yiyecek ekmeğimiz varmış ki omzumuza isabet etti “direm”. (Bizim köyde domuza atılan saçma irisine verilen isim)

Efendim geçen ay DİÇEG olarak Biga’da bir konferans yapmış akabinde de köyümde bir geceliğine konaklamış idik. Pazar günü de yine köyümüzde bir başsağlığı ziyaretine gittiğimiz evden çıkarken şerefsizin silahlı saldırısına maruz kalmış; Allah’a hamdolsun ki omzumuzda kalan kurşun, siniri damarı parçalamamış, daha da önemlisi vücudumuzda daha da öldürücü bir yere gelmemiş idi.

Yine çok şükür ki bir atışta namludan çıkan bu dokuz diremden sadece bir tanesi bana isabet etmiş; hemen yanımda olan eşime hiç isabet etmemiş.

Olaydan bana kalan omzumuzda kalan ameliyat izleri ve bozulmuş bir psikoloji. Tabii sadece bana değil bu . Yanı sıra tüm aileme ve şizofren manyağın ölüm listesinde yer alan  15-20 kişilik bir gruba ve tüm Aşağıdemirci Köyü’ne de bunun huzursuzluğu yetti.

Bu arada bir şey daha oldu ve bu manyak Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden salıverildi. Benim omzumdaki yara izi geçmeden şerefsiz salıverildi. “Yarım işini tamamla” der gibi ya da  köylülerinden birini ve hatta çevre köyler dahil Biga merkeze kadar uzanan listedekilerden herhangi birini “seç beğen al” mantığı ile Ali Osman Esen’e sunarak , salıverdi çok bilmiş uzmanlar.

Şimdi diyecek ki uzmanlar “ama efendim mevzuat böyle”

Yemişim böyle mevzuatı.  Şimdi şöyle bir şey olursa hiç şaşırmayın ha sevgili okurlar. O şerefsiz elini kolunu sallaya sallaya gezer. Benim bu yazdıklarımdan dolayı “tahkir ve tezyif” suçundan hakkımda dava açılır.

Hiç  unutmuyorum. 70’li yıllarda Vural Önsel isimli bir şahıs  o zamanki Başbakan Süleyman Demirel’i yumruklamış ve çık kısa bir süre cezaevinde kalarak çıkmış idi. Tercüman Gazetesi yazarı Rauf Tamer de  bunun karşısında “vurmamaya değmez” diyerek dalgasını geçmişti. Sonrasın da da Rauf Tamer hakkında daha ağır bir suçlamayla mahkeme açılmıştı.

Kısacası  benzer bir suçlamayla karşılaşırsam hiç şaşırmayacağım. “Taşlar bağlanıp köpekler salınırsa”nın anlamı da burada yatıyor sanırım.

Kim ne der bilemem ama kesin olan bir şey varsa böyle bir olaya muhatap olmak insanın dengesini bozuyor. 21 gün sonra  bu şerefsizin salıverilmesi dengeyi daha da bozuyor. Güya ona vasi tayin edilenin de insanların anasına küfreder gibi adamı toplayıp köye getirmesi daha da çok dengeyi bozuyor. Kısacası ailecek travma yaşıyoruz. Şerefsizin şerrinden köyümüze gidemiyor, orada yaşayan anne babamıza bir şey olursa endişesi ile günlerimiz geçiyor. Baştan adamın ismini zikrettiği diğer isimler hakkında da endişeleniyordum ama artık çok da umursamıyorum açıkçası. Herkes bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı ile sesini çıkarmıyor, yola çıktıklarında üçüncü kişiyi  asla ve asla yanlarında gezdiremeyecek iki kişi milletin gözüne baka baka ve hatta küfreder gibi elini kolunu sallayarak yeni bir musibetin yolunu gözlüyorlar. Top yekun hareket ederek bir girişimde bulunmak yerine köy kahvesini kadınlar hamamına çevirip  vıdı vıdı ile havanda su dövmeye devam ediyorlar.

Bu arada bir Çerkes köyünün en önemli özelliği olabilecek “thamade”  kavramı yerle bir olmuş;  başka zaman attılar mı mangalda kül bırakmayanlar önlerine bakıp oturmaktalar. İki kişi de köpeksiz köy bulmuş değneksiz gezmekteler.

Ben gerek kişiler nezdinde gerekse “kanuni” anlamda girişimlerimi sürdürüyorum. Bizim en kahraman Rıdvanlarımız da kâh samanlıkta saklanarak, kâh alaca karanlıkta arkama sinerek kıratlarını ortaya koymakta.

Ne diyeyim size don olan bana hayli hayli şalvar olur !...

Bu satırları yazmak ta bu mücadelenin bir parçası elbet. Etkisi olur mu bilemem.( Çok da sanmıyorum açıkçası) Yine de ben mücadelemi her platformda sürdüreceğim. Bu cümleden farklı  çıkarımları olanlar da istediği gibi yorumlar da bulunabilir ve hatta “sen ne demek istiyorsun” diyerek suç unsuru bile bulabilir. Çok da umurumda değil açıkçası.

Son bir aylık süreç ve hele hele son bir haftalık süreç  zaten bende yeteri kadar tahribat yaptı. Bu noktadan sonra  hiçbir şey  bana çok daha fazla zarar veremez.

Bu biraz iç dökme yazısı gibi oldu ama birkaç kelime de vurulduktan sonra insanların gösterdiği ilgiden dolayı yazmak istiyorum.  Gerçekten ama gerçekten bir ziyaretçi akınına uğradık.Gerek hastane sürecinde gerekse evimize gelen ziyaretçilerimi; telefon ve internet ortamıyla arayıp geçmiş olsun diyenleri saymaya kalksam liste çok uzar ve arada muhakkak atladıklarım olur. Ameliyat sonrası narkozun tesiri geçmeden gelip gidenler, eşimin telefonundan arayanlar, hastane telefonu kanalıyla arayanlar vs. derken unuttuklarım olabilir endişesi ile isim sim zikretmekten imtina etmek istiyorum… Bu şerrin hayrı da bu olsa gerek. Aranıp sorulmak. İnsanların gözündeki sevgi ışığını yakalamak. Bazı küskünlüklere rağmen bunu aşıp aranmak insanları insan yapan değerlermiş meğer.

Hastane aşamasında en çok ziyaretime gelenler kimdi biliyor musunuz dostlar? Her ikisi de  böyle bir saldırı neticesinde babalarını  kaybeden halaoğlum C.Ş. ve yine rahmetli arkadaşımın kızı  Z.S. ziyaretime geldiklerinde (hem de birkaç kez) bir baktık ki üçümüzü birbirine bağlayan   bir kurşun kardeşliği var. Tabii onların babaları benim kadar şanslı değillerdi.

Yazıp yazmama konusunda çok tereddüt ettim ama dayanamayıp yazacağım…  Bir de ayağı hastaneye varamayanlar var. Hele birkaç tanesini hiç affetmeyeceğim. Evimizin yolunu bir türlü bulamayanlar da var ayrıca. Başlarına benzer bir hal geldiğinde ilk önce benim yanlarına koşacağımı “en iyi” bilen bazılarının Eyüp Sultan’a yolu düşmedi bir türlü. Bu işin kötü tarafı nedir biliyor musunuz dostlar bu davranışlar insanların içindeki masum çocuğu öldürüyor… Sonrasında ve benzer durumlarda içine pek sinmese de sen de aynı tepkiyi vermeye başlayabiliyorsun.Ne diyeyim Allah onların da gönlüne göre versin. Gün ola harman ola…

Olayı duyduğu gibi koştura koştura gözü yaşlı gelenler; komşu köyümüzün gençlerinden “abi bir ihtiyacın var mı “ dilekleriyle hastane koridorlarını arşınlayanlar; İstanbul döner dönmez merdivenleri üçer beşer çıkarak evimizin kapısını çalan yiğit arkadaşlar; okuduğunuz internet sitesinden haberi duyan Bigalı milletvekili dostumuz; hastanede ziyaretçi barajını aşabilmek için “kızıyım” yalanıyla ziyaretime gelen genç yeğenlerim  varken bir önceki paragrafa takılıp kalmak da benim bu travmadaki hezeyanım olsun canım…

Ankara’dan okunan “vurulma haberimiz”in satırları muhtemel ki editoryal kadro tarafından okunmamıştır. Olmaz olmaz demeyin…

Ama  yine de  tekraren ameliyatımızı yapan doktor ve hemşireden başlayarak hastane personeline, hastanedeki rahatımızı sağlayan sevgili bacanağıma; ziyaretime gelen gelmeyen, arayan aramayan herkese selam olsun.

Allah sizlere böyle bir acı yaşatmasın!

Derken!...

Son söz!

Ameliyathaneden narkozun etkisi geçmeden bu satırların yazarı kardeşiniz başlamış sayıklamaya. Bu odaya getirilirken ve  odada da devam etmiş…Hem de tam bir buçuk saat.

 “Asimilasyona engel olun !... Kızımı da Çerkese vereceğim , oğluma da Çerkes kızı alacağım !..” diye sayıklamış durmuşum…

Kamera kayıtları ve şahitler huzurunda tespit edilen bu sahneler çocuklarıma vasiyetimdir… Haberleri ola!

Bu yazı da hem Bigazete hem de Cherkessia Net’e uzun bir ayrılıktan sonra dalgalanan ruh halimin bir yansıması olsun.


Bu yazı toplam 2437 defa okundu.





Deguf Gamze

Enver bey, selamlar.
Kusura bakmayın ama yazınız egosantrik çağrışımlar yapmakta.
Üstelik bunu abartılı sayılabilecek alçakgönüllü ataklarla yapmış olmanız için diyebileceğim tek şey, ''kafa karışıklığı'' olabilir.
Tarihi Çerkesya bayrağı konusunda cevap veremeyeceğiniz sorular olursa
yurtseverlere yönlendirin, bu konu sizi ezmesin.

saygılar.

25 Mart 2011 Cuma Saat 17:39
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net